Bugün bir müzisyen “do–re–mi” dediğinde, aslında Orta Çağ’dan kalan yaklaşık bin yıllık bir eğitim yöntemini kullanır. Nota adları, harf sistemi ve değiştirme işaretleri aynı dönemde doğmadı; farklı yüzyılların ihtiyaçları içinde biçimlenerek bugünkü müzik dilini oluşturdu.
Nota adları: Guido d’Arezzo ve Do–Re–Mi
11. yüzyılda yaşamış İtalyan rahip ve müzik kuramcısı Guido d’Arezzo, öğrencilere seslerin yüksekliklerini daha kolay öğretmek için Aziz Yahya’ya adanmış Latince bir ilahiden yararlandı. İlahinin dizeleri yükselen seslerle başlıyor, ilk heceler de bu sesleri hatırlamayı kolaylaştırıyordu:
Ut queant laxis
Resonare fibris
Mira gestorum
Famuli tuorum
Solve polluti
Labii reatum
Sancte Iohannes
Böylece ilk altı ad Ut–Re–Mi–Fa–Sol–La olarak ortaya çıktı. Söylemesi daha akıcı olan Do, zamanla Ut’un yerini aldı. Yedinci sesin adı Si ise “Sancte Iohannes” sözlerinin baş harflerinden oluşturuldu. İngilizce konuşulan bazı ülkelerde Si yerine bugün de Ti kullanılır.
Neden C–D–E–F–G–A–B?
Notaları harflerle adlandırma geleneği, solmizasyon hecelerinden daha eskidir. Batı müziğinde sesler Latin alfabesinin ilk yedi harfiyle A–B–C–D–E–F–G biçiminde gösterildi. Bugün Do merkezli sıralandığında aynı dizi C–D–E–F–G–A–B olarak karşımıza çıkar.
“A neden La?” sorusunun cevabı, eski kuramda başlangıç ve referans noktalarının bugünkünden farklı kurulmuş olmasıdır. Do majör dizisi zamanla öğretimde çok tanıdık bir merkez hâline gelse de harflerin adları değişmedi.
Almanca nota adlandırmasında özel bir ayrım vardır: B, Si bemolü; H ise Si doğal sesini gösterir. Bu yüzden Johann Sebastian Bach, kendi soyadını B–A–C–H sesleriyle müzikal bir imza gibi kullanabilmiştir.
Bemol, bekar ve diyez nasıl doğdu?
Orta Çağ müziğinde özellikle Fa ile Si arasındaki sert aralık sorun oluşturuyordu. Gerektiğinde Si sesi pesleştirilerek iki farklı B yazımı kullanılmaya başlandı.
- Yuvarlak B (b rotundum), yumuşatılmış yani pesleştirilmiş B’yi gösterdi ve zamanla bemol (♭) işaretine dönüştü.
- Köşeli B (b quadratum), doğal B’yi göstermek için kullanıldı; bu biçimden bekar (♮) işareti gelişti.
- Köşeli yazımın çizgilerinin çoğalmasıyla oluşan biçimler de yükseltme işaretinin, yani diyezin (♯) tarihsel gelişimine katkı sağladı.
Bu nedenle bemol, bekar ve diyez birbirinden bütünüyle bağımsız semboller değildir; aynı yazı geleneğinin zaman içinde ayrışmış akrabalarıdır. Diyez işareti telefondaki “#” sembolüne benzese de çizgilerinin yönü ve müzikteki görevi farklıdır.
Bin yıllık ortak dil
Bir portede gördüğümüz birkaç hece, harf ve işaret; manastır eğitiminden el yazması notalara, saray müziğinden modern orkestralara uzanan uzun bir kültür tarihini taşır. Müzik yalnızca duyulan seslerden değil, o sesleri kuşaklar boyunca aktarabilmek için geliştirdiğimiz ortak işaretlerden de oluşur.
Bir sonraki merak: La sesi neden 440 Hz kabul ediliyor ve orkestralar neden akort için özellikle bu sesi kullanıyor?

Yorumlar
Henüz yayımlanmış yorum yok. İlk görüşü siz paylaşabilirsiniz.