# Emeklinin Enflasyonu: Bir Simit, Bir Kahve
Ekonomiyi anlamak için bazen uzman olmaya, grafiklerin arasında kaybolmaya, uzun raporlar okumaya gerek yok.
Bir simit alın önünüze. Yanına da bir paket çekirdek kahve koyun.
Hesap makinesini açın.
Geçtiğimiz günlerde 190 liraya aldığım çekirdek kahve bir günde 230 liraya çıkmış. Artış yaklaşık yüzde 21.
25 liraya aldığım simit ise 30 lira olmuş.
Artış yüzde 20.
Şimdi aynı hesabı emekli maaşı için yapalım. Bir gün içerisinde;
Emeklinin maaşı da simit kadar arttı mı?
Yüzde 20?
Hayır.
Kahve kadar arttı mı?
O da ayrı bir hesap.
İşte mesele tam olarak burada başlıyor.
Televizyonlarda enflasyon oranları açıklanıyor. Ekonomistler rakamları tartışıyor. Maaşlara yapılan zamlar yüzdelerle anlatılıyor. Fakat emeklinin yaşadığı ekonominin çok daha basit bir ölçüsü var:
**Dün cebindeki parayla ne alabiliyordun, bugün ne alabiliyorsun?**
Gerçek hayatın hesabı budur.
Maaşınız yükselmiş olabilir. Banka hesabınıza geçen rakam geçen yıldan daha büyük olabilir. Ama o parayla alabildiğiniz simit, kahve, peynir, ekmek, et, sebze azalıyorsa gerçekte geliriniz artmış sayılmaz.
Rakam büyür, alım gücü küçülür.
Emeklinin asıl itirazı da burada.
Yıllarca çalışmış, prim ödemiş, ülkenin üretimine katkıda bulunmuş insanlara bugün yalnızca “Maaşınıza şu kadar zam yaptık” demek yetmiyor.
Çünkü emekli aldığı zammı açıklanan yüzdelerle değil, market kasasında ölçüyor.
Pazarda ölçüyor.
Elektrik ve doğalgaz faturasında ölçüyor.
Eczanede ölçüyor.
Ve bazen sabah aldığı bir simitte ölçüyor.
205 liralık simit 30 liraya çıktığında yüzde 20 zamlanmış oluyor.
Peki emeklinin geliri aynı dönemde yüzde 20 artmadıysa aradaki farkı kim karşılayacak?
Cevap belli:
**Emekli kendi sofrasından karşılayacak.**
Bir üründen vazgeçecek.
Sonra bir başkasından.
Kahveyi azaltacak, dışarıda oturmayı bırakacak, daha ucuzunu arayacak.
Bir süre sonra tasarruf denilen şey, ihtiyaçlardan vazgeçmeye dönüşecek.
İşte üzerinde durulması gereken mesele budur.
Emekliye yalnızca maaş zammı değil, **satın alma gücü** vermek gerekir.
Çünkü insanları rakamlar değil, o rakamlarla yaşayabildikleri hayat ilgilendirir.
Bugün benim önümde iki küçük hesap var:
**Kahve: 190 liradan 230 liraya. Yaklaşık yüzde 21 artış.**
**Simit: 25 liradan 30 liraya. Yüzde 20 artış.**
Büyük ekonomik tartışmaları bir kenara bırakalım.
Bir de emeklinin maaşını koyun bu hesabın yanına.
Sonra sorun:
**Emeklinin maaşı mı zamlandı, yoksa hayat emekliden daha mı hızlı zamlandı?**
Cevabı bulmak için ekonomist olmaya gerek yok.
Bir simit, bir kahve ve emeklinin cebi yeter.
