# Her Çocuk Spor Yapmalı Ama Her Çocuk Aynı Sporu Yapmamalı
Bir çocuğu spora yönlendirirken ilk sorumuz çoğu zaman şudur:
**“Hangi sporu yapmasını istiyoruz?”**
Oysa doğru soru bambaşkadır:
**“Bu çocuk hangi spora uygun, hangi sporu seviyor ve hangi sporun içinde kendisini iyi hissediyor?”**
Bu iki soru arasında çok büyük bir eğitim anlayışı farkı vardır.
Çünkü spor eğitiminde amaç yalnızca çocuğa bir branş öğretmek değildir. Amaç; onun fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimini destekleyecek doğru hareket alanını bulmasına yardımcı olmaktır.
Bunun için de üç önemli kavramı birlikte değerlendirmek gerekir:
**Yetenek, ilgi ve fiziksel uygunluk.**
## Yetenek tek başına yeterli değildir
Bir çocuk top oyunlarında son derece yetenekli olabilir. Koordinasyonu güçlüdür, hareketleri çabuk öğrenir, çevresindeki gelişmeleri hızlı algılar.
Fakat futbol oynamaktan hoşlanmıyorsa?
Ailesi ne kadar isterse istesin, antrenörü ne kadar yetenekli olduğunu söylerse söylesin, çocuk bir süre sonra o branştan uzaklaşabilir.
Çünkü **yetenek spora başlamayı kolaylaştırır; ilgi ise devam etmeyi sağlar.**
Bunun tersi de mümkündür.
Çocuk basketbolu çok seviyor olabilir fakat o yaş döneminde gerekli bazı motor becerileri yeterince gelişmemiş olabilir. Burada yapılması gereken, “Sen basketbola uygun değilsin.” demek değildir.
Çünkü çocuk gelişmektedir.
Bugün yapamadığı bir hareketi altı ay sonra yapabilir. Bugün zayıf olan koordinasyonu doğru çalışmalarla gelişebilir. Kuvvet, dayanıklılık, denge, sürat ve esneklik zaman içerisinde değişebilir.
Bu nedenle çocuklarda yetenek değerlendirmesi bir **etiketleme aracı değil, yönlendirme aracıdır.**
## Çocuğun bedeni bize bir şeyler söyler
Spor branşlarının fiziksel gereksinimleri birbirinden farklıdır.
Bazı branşlarda sürat, bazılarında dayanıklılık, bazılarında esneklik, denge, ritim, koordinasyon veya kuvvet daha belirleyici olabilir.
Bu nedenle çocuğun fiziksel özelliklerinin gözlemlenmesi önemlidir.
Ancak burada çok hassas bir noktaya dikkat etmek gerekir:
**Çocuğun mevcut fiziksel durumu onun gelecekteki kapasitesi değildir.**
Çocuk büyür.
Boyu değişir, kas yapısı gelişir, kilosu değişir, sinir-kas koordinasyonu gelişir. Ergenlik döneminde birkaç yıl içinde çok büyük fiziksel değişimler meydana gelebilir.
Dolayısıyla erken yaşta yapılan değerlendirmeler, “Bu çocuk sporcu olur.” veya “Bu çocuktan sporcu olmaz.” şeklinde kesin hükümler vermek için kullanılmamalıdır.
Spor eğitiminin belki de en büyük yanlışlarından biri budur:
**Çocuğun bugünkü durumuna bakarak yarını hakkında karar vermek.**
## Peki çocuk ne istiyor?
Bence spor eğitiminde en fazla ihmal edilen sorulardan biri budur.
Çocuğa soruyor muyuz?
**“Sen hangi sporu yapmak istiyorsun?”**
Bazen anne geçmişte yapamadığı sporu çocuğuna yaptırmak ister.
Bazen baba tuttuğu takımın formasını çocuğunun üzerinde görmek ister.
Bazen çevrede moda olan bir spor branşı çocuğun hayatına girer.
Ve yetişkinlerin bütün iyi niyetlerinin arasında çocuğun kendi sesi kaybolabilir.
Oysa sporun çocuk için öncelikle **hareket etme, keşfetme, öğrenme ve keyif alma alanı** olması gerekir.
Çocuk antrenmana giderken sürekli mutsuzsa, başarısız olmaktan korkuyorsa, antrenöründen çekiniyorsa veya ailesinin beklentisini karşılayamadığını düşünüyorsa orada sporun eğitimsel değerini yeniden sorgulamak gerekir.
Çünkü çocuk spor yaparken yalnızca kaslarını geliştirmez.
Kendisi hakkında da bir şeyler öğrenir.
“Başarabiliyorum.”
“Deneyebilirim.”
“Kaybetsem de yeniden başlayabilirim.”
“Bir takımın parçası olabilirim.”
“Çalışırsam gelişebilirim.”
İşte sporun gerçek eğitim gücü burada ortaya çıkar.
## Önce branş değil, hareket eğitimi
Özellikle küçük yaşlarda çocukları mümkün olduğunca erken bir spor branşına hapsetmek yerine onların geniş bir hareket deneyimi yaşamalarını sağlamak daha doğru bir yaklaşım olabilir.
Koşsunlar.
Atlasınlar.
Tırmansınlar.
Top atsınlar.
Top tutsunlar.
Dengede kalsınlar.
Yuvarlansınlar.
Ritim tutsunlar.
Yüzsünler.
Farklı oyunlar ve sporlarla tanışsınlar.
Çünkü çocuk önce **bedenini tanımalıdır.**
Branşlaşma daha sonra gelir.
Geniş bir hareket repertuvarına sahip olan çocuk ilerleyen yaşlarda hangi spor branşına yönelirse yönelsin önemli bir temel kazanmış olur.
## Yetenek keşfedilir, ilgi dinlenir, beden gözlemlenir
Çocukları spora yönlendirirken aile, beden eğitimi öğretmeni, antrenör ve gerektiğinde sağlık uzmanlarının birlikte değerlendirme yapması çok değerlidir.
Ama bu masanın en önemli kişisini unutmamak gerekir:
**Çocuğu.**
Onun neyi sevdiğini dinlemek zorundayız.
Çünkü yetişkinlerin görevi çocuğun yerine hayal kurmak değil, onun kendi yeteneklerini keşfedebileceği ortamları oluşturmaktır.
Belki karşımızdaki çocuk geleceğin milli sporcudur.
Belki hiçbir zaman yarışmacı sporcu olmayacaktır.
İkisinin arasında eğitim açısından bir değer farkı yoktur.
Çünkü sporun çocuklara kazandırabileceği en önemli şey madalya değildir.
**Hareket etmeyi seven bir insan yetiştirmektir.**
Çocuklukta sporla sağlıklı bir ilişki kurabilen insan, yetişkin olduğunda hareketi hayatının doğal bir parçası hâline getirebilir.
Bu nedenle çocuklarda spor eğitiminin temel formülünü üç kelimeyle ifade edebiliriz:
**Yetenek + İlgi + Fiziksel Uygunluk.**
Ama bunların üzerinde bir kavram daha vardır:
**Çocuğun mutluluğu.**
Bir çocuğun elinden tutup spor salonunun kapısından içeri sokabilirsiniz.
Ama ona sporu zorla sevdiremezsiniz.
Biz eğitimcilerin görevi o kapıyı açmak, farklı yolları göstermek ve çocuğun kendisine uygun olan yolu keşfetmesine yardımcı olmaktır.
Çünkü doğru spor branşını seçmekten daha değerlisi, çocuğa ömür boyu sürecek **hareket sevgisini** kazandırmaktır.
**Tankut ÖZTUNA**
*Beden Eğitimi Öğretmeni*
